Kamu Maliyesi Raporu Değerlendirmesi

  Hazırlayan:  İdil Su Kesken  

  02 Haz 2021, Çarşamba  

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Ekonomi Reform Paketi kapsamında yapmayı taahhüt ettiği ve bu sayede daha şeffaf bir ekonomik yönetim anlayışı hedeflediği kamu maliyesi raporunun ilki dün yayınlandı. Bundan sonra çeyreklik olarak yayınlanacak olan rapor, pandemi sürecinin başlangıcından bu yana olan geniş bir süreç ile ilgili perspektif çiziyor. Küresel ekonomilerin tamamında daralma eğilimi görülmesine karşın Türkiye, rapora göre 2020 yılında reel olarak 1,8 büyüyerek G-20 ülkeleri arasında Çin ile pozitif büyüme kaydeden iki ülkeden biri olmuş. Bu büyümenin ana belirleyicisi olarak iç talep gösterilirken başta turizm olmak üzere dış talebin büyümeyi olumsuz etkilediği söyleniyor. 2021 yılının ikinci çeyreğinde güçlü ihracatın ve düşük bazın da katkısıyla çift haneli bir büyüme gerçekleşeceği beklentisi raporda belirtilmiş. 2020 yılında yüz yüze temas gerektirmeyen imalat sektöründe daralma sınırlı, yüz yüze temas gerektiren hizmet sektöründe ise daralma daha keskin bir biçimde etkisini hissettirmiş. IMF tahminlerine göre 2021 yılında küresel ekonominin %6, gelişmiş ekonomilerin ise %6,7 büyümesi beklentisinden ve bunun yanı sıra küresel ticaret hacminin de %8,4 artması tahminlerinden bahsediliyor.

‘’İstihdam’’ başlığı altındaki değerlendirmelere göre 2020 yılı bitiminde işsizlik oranının 13,2 seviyesinde tespit edildiği, pandemi sonrası normalleşme döneminde hizmet sektöründe yaşanan yavaş toparlanma sebebiyle istihdamın baskılanması durumunun söz konusu olduğu söylenmiş. İstihdamdaki kayıpların kadınlar ve gençler yoğunlukta olmak üzere planlanan bir dizi yapılandırmayla birlikte olumlu yönde değiştirilebileceğine işaret edilmiş. Ayrıca Türkiye’nin en büyük problemlerinden bir diğeri olan cari işlemler dengesi için ayrılan başlıkta da AB ülkeleri başta olmak üzere talep daralması sebebiyle ihracatta yaşanan sert düşüşün cari açığı olumsuz yönde etkilediğinden 2020 yılında dış ticaret açığının 49,9 milyar dolar olduğu, 2021 yılının ilk çeyreğinde ise ekonomik canlanmanın cari açığı olumlu yönde etkilediğinden bahsediliyor. 2021 yılında cari işlemler açığının milli gelire olan oranının %3 civarına gerilemesi bekleniyor. 2021 yılı genelinde mal ihracatının önemli artış kaydederek 200 milyar doların üstünde tarihi yüksek seviyeye ulaşacağı da raporda ayrıca belirtiliyor.

‘’Enflasyon’’ başlığına gelecek olursak, salgına ve döviz kuru etkisine bağlı olarak enflasyonist baskıların belirginleştiği ve 2021 yılı nisan ayında tüketici enflasyon oranının %17,1 seviyesine, üretici enflasyon oranının ise %35,2 seviyesine yükseldiği söyleniyor. Enflasyonun orta vadede tek haneli rakamlara ineceği öngörülüyor. Türkiye’de bankacılık sektörünün salgına rağmen güçlü sermaye yapısını koruduğu ve özellikle tahsili düşük alacaklar oranının %3,8 gibi düşük bir rakamda olduğu raporda dikkat çekiyor.

‘’Kamu maliyesi’’ gelişmelerine baktığımızda, Avrupa Birliği ortalaması dikkate alındığında merkezi yönetim bütçe açığının GSYH’ye oranı, 2019 yılı için %0,8 iken 2020 yılında %5,9’a yükseldiği, söz konusu oranın Türkiye’de 2019 yılında %2,9 iken 2020 yılında %3,4 olarak gerçekleştiği, alınacak tedbirlerle birlikte 2021 yılı bütçe açığı/GSYİH hedefinin %4,3’ten % 3,5’e güncellendiği söyleniyor. Yukarıdaki grafiğe göre diğer AB ülkelerine göre pandemi sürecinde bütçe dengemizdeki artış diğer ülkelerin oldukça gerisinde kalıyor.

2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda salgın koşulları, makroekonomik gelişmeler ve uygulanan/uygulanması planlanan tedbirler dikkate alındığında yıl sonunda bütçe gelirlerinin 1.254,6 milyar TL, bütçe giderlerinin 1.454,5 milyar TL ve bütçe açığının 199,9 milyar TL olarak gerçekleşmesi tahmin ediliyor. Yani yaklaşık 153.5 milyar TL ilave gelir öngörüldüğü belirtiliyor.

Bence raporun en fazla dikkat çeken kısmı ise pandemi başlangıcından beri halkın cüzdanında net bir şekilde hissettiği vergiler başlığı. Rapora göre 2021 yılı birinci çeyreğinde vergi gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44,9 artarak 255,1 milyar TL, dış ticaret hariç vergi gelirleri ise yüzde 39,4 artışla 196,2 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Vergi gelirlerinde olan artışta en fazla ağırlık ithalde alınan KDV, dahilde alınan KDV ve kurumlar vergisinde olduğu görülüyor.

Raporda artışıyla en dikkat çeken vergi kalemleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %197 oranında artan motorlu taşıtlardan alınan ÖTV, %87,9 oranında artan dayanıklı tüketim mallarından alınan ÖTV, %71 oranında artan ithalde alınan KDV ve %63,5 artan şans oyunları vergisi kalemleri olarak görülüyor.

Merkezi yönetim bütçe giderlerine baktığımızda ise 2021 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında 36 milyar TL’lik yükselişle %12,6’lık bir artış görüyoruz. Yıl sonu tahmini ise %22.4 olarak güncellenmiş. Fakat karşı karşıya olduğumuz enflasyon ve kur riskinin yıl sonu tahminlerinde yukarı yönlü bir risk oluşturabileceğinin de altı çizilmiş.

Salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirleri ekonomik büyüklüğü mayıs 2021 itibariyle GSYİH’in %11,7 sine ulaşmış. Bu da 661 milyar TL gibi bir tutara denk geliyor. 661 Milyar TL’nin 524,3 Milyar TL ile %79,3’ünü kullandırılan ve ertelenen kredilerin oluşturduğu dikkat çeken bir diğer ayrıntı.

Raporun ‘’riskler’’ adlı alt başlığında ise ekonomide iyi ve kötü senaryolardan bahsediliyor. İyi senaryoya göre; turizm gelirlerinde canlanma, istihdamda yaşanacak olumlu gelişmeler ve normalleşme süreciyle birlikte salgın kaynaklı harcamaların azalması gibi ihtimaller dahilinde 2021 yılı MYB açığının GSYİH’e oranının %2,7 seviyesinde gerçekleşmesi, kötü senaryoya göre ise tüketime dayalı vergi gelirlerinin azalması, ekonomik görünümün azalması ve salgının kontrol altına alınamaması ihtimalleri dahilinde 2021 yılı MYB açığının GSYİH’e oranının %4,6 seviyesinde gerçekleşme ihtimali üzerinde duruluyor.

Merkezi Yönetim Borç Stoku/GSYİH (%)

Ülkedeki iç borçlanmanın seyri incelendiğinde borçlanma araçları piyasasına olan yabancı ilgisi sebebiyle bir artış eğiliminden söz ediliyor. Çözüm olarak ilerleyen dönemlerde borç stoku yapısının iyileştirilmesi ve risklerin azaltılması amacıyla uzun vadeli ve TL cinsi borçlanmalara ağırlık verme politikası izleneceği belirtiliyor. Hazine finansman programı duyurusuna göre aylık ve yıllık borç servisi tutarlarının beklentinin altında kalacağı tahmin edilmekle beraber enflasyon ve kur risklerinin de azalması beklentisinden söz ediliyor.

2020 yılını 300 baz puan düzeyinde kapatan CDS primleri incelendiğinde ise 2021 yılının ilk çeyreğinde 482 baz puanları görmesinin ardından 400 seviyelerine düştüğü ve bu durumun uluslararası sermaye piyasalarından borçlanma maliyetlerini de güçlü şekilde etkilediğine değiniliyor.

Türkiye 5 Yıllık CDS Primi

Hazine hesaplarına yansıyan gelir ve giderlerin esas alındığı hazine nakit gerçekleşmeleri verilerine göre, 2021 yılının ilk çeyreğinde geçtiğimiz yılın ilk çeyreğine kıyasla gelirler yüzde 32, faiz dışı giderler yüzde 12 ve faiz giderleri ise yüzde 43 artış gösterdiği raporda görülüyor.

İlgimi çeken son başlık olan ‘’Merkezi yönetim borç stoku’’ tarafında ise 2020’nin sonunda bir önceki yıla göre 483,8 milyar TL’lik bir artış yaşandığı görülüyor. Bu artışın 279,1 Milyar TL’lik kısmı net borçlanmadan, 204,7 milyar TL’lik kısmı ise kur farkından kaynaklanıyor. 2021 yılının ilk çeyreğinde ise bir önceki çeyreğe göre 137.2 Milyar TL’lik artış yaşandığı izleniyor.

Raporun, Türkiye’deki kaynak tahsisi hususunda şeffaflığın sağlanması açısından güzel bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak raporun özellikle yapılan yatırımlar ve harcamalar bakımından detaylandırılması daha faydalı olacaktır. Bunun dışında enflasyonun tek haneye indirilmesi konusundaki pozitif yaklaşımın gerek kur tarafındaki dar boğaz gerekse hükümet tarafından yapılan faizin aşağı yönlü revize edileceği açıklamalarına kulak verdiğimizde kısa vadede pek gerçekçi olmadığını söylemek mümkün. Pandemi başlangıcında sağlanan başarılı süreç yönetiminin devamı için aşılama çalışmaları konusundaki hızın artırılması ve özellikle hizmet sektöründe verilen kırmızı alarmın bir an önce giderilmesi hususunda açıklanan planların hızının artırılması gerekiyor. Raporun en dikkat çeken kısmının açıklanan 661 milyar TL’lik pandemi destek bütçesinin ağırlıklı olarak krediler tarafından oluşturulması buna karşın hibe desteğinin 11 milyar TL ile sınırlı kalması ve bir senede neredeyse ikiye katlanan vergi kalemleri olduğunu düşünüyorum.

Benzer incelemeler için:

Araştırma Bölümleri

Arşiv

Düşük fiyat farkı (spread) ve gecelik faizle (swap) işlem yapın

Manipüle edilemeyen, derinlikli bir piyasada anlık yatırım yapın

Kaldıraçlı işlem ve hedging'le döviz/sektör riskini sigortalayın

Hemen Türkiye’nin Forex Şirketi’nde yatırıma başlayın